Ana Sayfa Hakkımızda Akademik Kadro Jeet Kune Do Muay Thai Kick Boks Wushu Matrak İletişim
Ana Sayfa    Yazar Listesi     Makale Listesi
ÇOCUKLARINA SPOR DÜŞNENLERİN DİKKATİNE
Facebook Twitter Google+

ÇOCUKLARINA SPOR DÜŞNENLERİN DİKKATİNE

     İnsan organizması hareket için yaratıldığına göre ‘hareketsizlik’ birtakım hastalıkların da alameti ve/veya sebebidir. Küçük yaşlarda iskelete ve kaslara bir yük bindiren hareketler kemiğin büyüklüğünü de yoğunluğunu da artırırlar. Böylece çocuk yetişkinlik çağına daha büyük bir kemik kitlesiyle girince yaşlılıkta görülen birtakım rahatsızlıklar böylece peşinen engellenir. Çocukluklarını inaktif geçirenler yaşlılıklarında kemik kırılmalarına daha müsaittirler. Şişmanlığın bile temeli genellikle çocuklukta atılır. Ayrıca çocuğun ekip çalışması sosyal ilişkilerini geliştirme becerisi bakımından da faydalıdır. Daha birçok örnekle sporun faydaları bahsi uzatılabilir…

      Çocukları spora başlatırken hep olumlu sonuçlar aklımıza gelir. Fakat dikkat edilmez ise beklenmedik fizyolojik hatta psikolojik problemler de görülebilir. Her şeyden önce spor en önemli bir amaç değildir; aksine daha önemli hedeflerimiz için bir araçtır. Sporu değerli kılan sağlık, sosyalleşme, moral bulma ve belki terapi gibi kazanımlardır. Bu kazanımlar ise son derece önemli olduğundan ancak bir araç olarak spor da çok önemlidir. Spor eğer bir amaç olursa işte o zaman özellikle psikolojimiz uçurum kıyısından sarkarak bakıyor gibidir. Zira spor tek boyutlu (sadece bedensel) değildir.

     Şiddet gerektiren temas sporları 12 yaşına kadar çocuklar için uygun değildir. Savunma sporları egzersiz içeriği bakımından farklılıklar gösterdiklerinden başlama yaşı olarak da farklılık gerektirirler. Örneğin öyle uzak doğu sporları vardır ki (tai chi, wu-shu) elastikiyeti ön planda tuttuklarından daha küçük yaşlarda bile başlanılabilir. Bazıları ise (jeet kune do, wing chun) hızı ön planda tutarlar; bu durumda 12–13 başlama yaşı olarak idealdir. Bazıları ise (judo, aikido, sumo) dayanıklılığı ön planda tutarlar ki (her ne kadar kendileri yaşı hayli düşürseler de) bana göre bunların gerektirdiği başlama yaşı dayanıklılığın vücuda yaptığı total baskıdan dolayı daha da artar. Oynaklara ve kemiklere fazla ağırlığın bindiği sporlara erken başlanılmamalıdır. Boks gibi ya da muay thai (Thailland boxing) gibi savunma imkânının saldırı imkânından daha fazla olmadığı ve darbe etkisinin daha çok eldiven ve kask ile düşürüldüğü branşlar çocuk yaşlarda çok uygun değildir; hiç olmazsa 15–16 yaşına kadar başlanılmamalıdır. Kafaya yumruk veya tekme temasının yasaklanması kuralların ve korunmanın iyice artırılması şartıyla birkaç yaş daha düşürülebilir. Kemiklerin büyüme kısımlarının travmatize olması çocuğun büyümesini engelleyebilir. Hatta yüklenme altında kalan iskelette bozukluklar oluşabilir. Çocuk uyum bile sağlayamaz ve belki de bıkar. Dövüş sporlarına çocuğun durumuna göre daha ziyade 10–13 yaşlarında başlanabilir. Çocukları müşteri gibi gören bazı çalıştırıcılar yaşı iyice düşürürler ki kayıt parası alabilsinler. Bu yüzden bu yazdıklarım bu tiplerin hiç hoşuna gitmeyecektir. Yüzme ve bisiklette de uzun boy avantajdır. Ata binmede ise kısa boy ve hafif kilo avantajdır. Disk, çekiç ve gülle atma gibi sporlarda boyla birlikte kilonun yüksekliği sporcuyu savurmayıp yere çakması bakımından avantajdır. Bütün bunlar göz ardı edilip de spor yapılamaz.

          Aşırı yüklenmeler çocukların sadece kas-iskelet sistemini değil tüm sistemlerini olumsuz etkileyebilir. Özellikle kas-iskelet birleşim yerleri, büyüme kıkırdakları ve büyüme plakları çok hassastırlar. Büyüme kıkırdakları ve plaklarının kapanması 8-24 yaş arasında devam etmektedir. Topukta büyüme plağı 8-10, dizde büyüme plakları 13-15, kalça etrafı ise 18-25 yaşlarında kapanır ve bu yaşlarda bu bölgeler yaralanmaya daha duyarlıdırlar.

       Çocuklarda spor yaralanmaları daha ziyade kasların bağlarla kemiğe yapışma yerlerinde, kemiklerin büyüme kıkırdağı bölümlerinde ve kıkırdaklarda görülür. İzometrik ve dinamik uzun yüklenmelerde bu bölgelerde sakatlıklar olabildiğinden antrenörler gerekli önlemleri almalıdırlar. Özellikle barbıl ve dambılların katıldığı ağırlık çalışmalarının daha kemik gelişimi tamamlanmadan ve gözlem yapılmadan gelişigüzel tatbiki, yalnızca hareket sisteminde değil kalp-damar sisteminde de sorun doğurabilir. Mesela anlık dahi olsa kan basıncı yükselmesi yapabilir. Şu halde hangi yaşta hangi sporların hatta egzersizlerin uygun olduğu tespit edilmelidir.

     Çocuklar yetişkinlere nispeten yüksek maksimal oksijen kullanımı (VO2 max) değerlerine sahip oldukları halde hemoglobin miktarları azdır ve bu nedenle maksimal oksijen kullanımı ve glikoz kullanımına dayalı çalışmalarda yetişkinlerle aynı performansı gösteremezler. Ergenlik çağı öncesi kız ve erkeklerde maksimal oksijen miktarı değerleri eşit oranda artış gösterirken, ergenlik sonrası kız çocuklarındaki maksimal oksijen kullanımı değerlerindeki artış yavaştır. Dinlenme halinde kalp atım sayısı çocuklarda yetişkinlere nispeten daha yüksektir. Çocuklarda kalbin her kilogram vücut ağırlığı başına atım gücü (yani bir kasılmada pompaladığı kan miktarı) ve bir dakikada pompalayabildiği kan miktarı yaşla ters orantılı olduğundan, dinlenme halinde çocuklarda dolaşım sistemi yetişkinlere oranla daha çok çalışarak vücudun gereksinimlerini karşılamak zorundadır. En iyisi çocuk spora başlamadan evvel, spora müsait olup olmadığına dair doktordan rapor almaktır. Tüm spor okulları ve antrenörler bunu mutlaka istemelidirler. Çocuğun gizli ya da açık bir kalp hastalığına sahip olup olmadığı incelenmelidir. Kalp gücünün bir efora (kalp dolaşım sistemi yönünden) uyumlu olup olmadığı mutlaka saptanmalı ve bir kardiyolog tarafından onaylanmalıdır. Çocuklarını spora başlatanlara ve başlatacak olanlara duyurulur… 

 

Ajans Manisa
Tasarım ve Programlama